İyi de sözcükler nerdeydi, beraberimde getirdiğim şehvet nerdeydi? Bütün o hayaller, arzum, cesaretim nerdeydi ve neden orda oturmuş hiç de gülünesi olmayan şeylere kahkahalarla gülüyordum? Hadi Bandini -emeline kavuş, kitaplarda anlatıldığı gibi sahip ol ona. Bir odada iki kişi; biri kadın; diğeri, Arturo Bandini, ne balık ne de kuş.
****
"Aşık olduğun kızdan bahset bana" dedi.
Yapamazdım, bir kadınla birlikte olup başka bir kadına duyduğum hayranlıktan söz edemezdim. Belki de bu yüzden "güzel mi?" diye sordu. Güzel olduğunu söyledim. Belki de bu yüzden "seni seviyor mu?" diye sordu. Beni sevmediğini söyledim. Yüreğim ağzıma geldi birden çünkü giderek sormasını istediğim şeye yaklaşıyordu, o alnımı okşarken soruyu bekledim.
"Peki neden sevmiyor seni?"
****
"Derken ben çıkageliyorum".
"Derken sen çıkageliyorsun".
"Ben benim. Arturo Bandini'yim. Dünyanın en büyük yazarı".
"Evet", dedi gözyaşlarına boğularak. "Elbette! Arturo Bandini, dünyanın en büyük yazarı". Yüzünü omzuma gömdü, sıcak gözyaşları boynuma aktılar. Onu kendime çektim.
"Öp beni, Arturo".
Öpmedim ama. Bitirmemiştim henüz. Ya istediğim gibi olurdu, ya da olmazdı. "Ben bir fatihim" dedim. "Cortez gibi ama İtalyan'ım".
Sertleşmeye başlamıştım. Sahici ve doyurucuydu, mutluluk doldu içime, pencerenin ötesindeki mavi gök bir kubbe, dünya ise avucumun içinde tuttuğum minik bir şeydi. Titredim zevkten.
"Camilla, öyle çok seviyorum ki seni!".
Ne yaraları kalmıştı, ne de kurumuş yerleri. Camilla'ydı o, kusursuz ve harikulade. Bana aitti, dünya da öyle. Döktüğü yaşlar beni mutlu ediyor, heyecanlandırıyordu. Ve ona sahip oldum. Sonra uyudum, yorgun ve huzurlu. Uykuya dalarken hıçkırdığını anımsıyorum ama umursamadım. Camilla değildi artık. Vera Rivken'di ve ben onun dairesindeydim, uykumu alır almaz kalkıp gidecektim.
Uyandığımda gitmişti.
(Syf 89-90-91)