13 Eylül 2013 Cuma

Toza sor

İyi de sözcükler nerdeydi, beraberimde getirdiğim şehvet nerdeydi? Bütün o hayaller, arzum, cesaretim nerdeydi ve neden orda oturmuş hiç de gülünesi olmayan şeylere kahkahalarla gülüyordum? Hadi Bandini -emeline kavuş, kitaplarda anlatıldığı gibi sahip ol ona. Bir odada iki kişi; biri kadın; diğeri, Arturo Bandini, ne balık ne de kuş.
****
"Aşık olduğun kızdan bahset bana" dedi.
Yapamazdım, bir kadınla birlikte olup başka bir kadına duyduğum hayranlıktan söz edemezdim. Belki de bu yüzden "güzel mi?" diye sordu. Güzel olduğunu söyledim. Belki de bu yüzden "seni seviyor mu?" diye sordu. Beni sevmediğini söyledim. Yüreğim ağzıma geldi birden çünkü giderek sormasını istediğim şeye yaklaşıyordu, o alnımı okşarken soruyu bekledim.
"Peki neden sevmiyor seni?"
****
"Derken ben çıkageliyorum".
"Derken sen çıkageliyorsun".
"Ben benim. Arturo Bandini'yim. Dünyanın en büyük yazarı".
"Evet", dedi gözyaşlarına boğularak. "Elbette! Arturo Bandini, dünyanın en büyük yazarı". Yüzünü omzuma gömdü, sıcak gözyaşları boynuma aktılar. Onu kendime çektim.
"Öp beni, Arturo".
Öpmedim ama. Bitirmemiştim henüz. Ya istediğim gibi olurdu, ya da olmazdı. "Ben bir fatihim" dedim. "Cortez gibi ama İtalyan'ım".
Sertleşmeye başlamıştım. Sahici ve doyurucuydu, mutluluk doldu içime, pencerenin ötesindeki mavi gök bir kubbe, dünya ise avucumun içinde tuttuğum minik bir şeydi. Titredim zevkten.
"Camilla, öyle çok seviyorum ki seni!".
Ne yaraları kalmıştı, ne de kurumuş yerleri. Camilla'ydı o, kusursuz ve harikulade. Bana aitti, dünya da öyle. Döktüğü yaşlar beni mutlu ediyor, heyecanlandırıyordu. Ve ona sahip oldum. Sonra uyudum, yorgun ve huzurlu. Uykuya dalarken hıçkırdığını anımsıyorum ama umursamadım. Camilla değildi artık. Vera Rivken'di ve ben onun dairesindeydim, uykumu alır almaz kalkıp gidecektim.
Uyandığımda gitmişti.
(Syf 89-90-91)

27 Ağustos 2013 Salı

Koşar adım dinlenmek nedir?

Bir Kızılderili yaşanmışlığı olduğu söylenir.
Çölü yararak son sürat önden giden baba aniden durup beklemeye başlar. Yanında seyreden oğul sorar: Neden durdun baba?
Baba: Bir an hızın ve zamanın hülyasına kapıldım şimdi ise ruhumun yetişmesini bekliyorum.

28 Haziran 2013 Cuma

"Sizi mutlu kılmak söz konusu değil ama içine düştüğünüz sefaletle ilgili gayet hoşunuza gidecek bir öykü anlatabilirim"

Ama önce ruh derken neyi kastettiğimizi, ruhun zihinden farkını, ruhla zihnin bedenden farkını ve her üçünün zombiden farkını aydınlığa kavuşturmamız gerekecek. (Syf 19)
İnsanın hayatındaki en zor an, herhalde sevdiği birisini şeytan diye öldürmek zorunda kaldığı andır.
Nietzsche öldü! Bir hipopotam olarak yeniden doğdu. (Syf 7)

"Bitimsizlik ve sonsuzluk kafa kafaya ise ne yaşayacak ne de ölecek iradeye sahip değilsin demektir" dedi.
Bulantılı ironi, dedim
"İnsanlık tarihi gibi ne tam anlamıyla var-olabiliyor ne de bütünüyle yok-olabiliyorum" dedi
Ben'ini başkalarıyla değil kendin ile ilişkilendirmeye bakmalı belkide, dedim
"Aslına bakarsan bir tanrı olduğu savını hiç bir zaman kabul etmedim ama sen yine de bana yardımcı olmasını sağla" dedi.
Vücuttaki, son serotonin zerreciği de emilince gelinen nokta tuş muymuş? dedim
"Sürdürmeye mezun olduğun 70 küsur yıllık boktan hayatına şey yapmak... olur kılmak için...yani daha....ııı... neyse unuttum şimdi" dedi
Anlam ile kısıtlanmaktansa sihrinde kaybolmalı mı diyosun, dedim
"Oysa insanın dehşeti doğumunda, yaşantısında ya da ölümünde değil; hikayesinde gizlidir" dedi
Devindiğin kangren uzamdan sıyrıl at kendini be adam, dedim -dedim mi hakkaten-deseydim iyiydi-
"Öykü" dedi
Bitti, dedim.
"Öyküyü bırakıp şiir yazmalısın. Okura, yazanını semtinden kovdurtmayı istetmeyecek; olağanın azıcık üstü şiirler olsun" dedi
Eyvallah, dedim.
"Tüm yollar sana çıkar" diye başlar holivudun pompaladığı bilinen en paspaye yalanlar. Sen'i hepimiz biliriz peki ben kulunuz kimdir, dedim.
Sen hep gider ama söz orta yerde kala kalır, peki ben kulunuz ne bok yerim, dedi
Her şey kurgu ile başladı. (Syf 22)

23 Mayıs 2013 Perşembe

Uranüslü Willy

Ağır Metal Çocuğu Uranüslü Willy, aynı zamanda Sıçan Willy olarak da bilinirdi - İşaretleri uyandırdı.
"Bu bir yok etme savaşıdır - Vücudunu ve dünyanın akıl perdelerini kullanarak hücre hücre savaş - Orgazm İlacından çürümüş bedenler - Fırınlardan ürperen bedenler - Dünyanın tüm mahkumları dışarı çıkın - Stüdyoyu yerle bir edin."
Onun planı tam bir açıklık gerektiriyordu - Her yerdeki bütün işaretleri uyandır - Göster onlara tezgahlanmış tekerleği - Gerçeklik stüdyosunu yerle bir et ve evreni yeniden ele geçir - Onun tüm dünyanın sokaklarında koklayarak titreyerek dolaşan elektrik devriyelerinden haberler geldikçe plan değişir ve yeniden biçimlenir - basınç altında bir bölme perdesi gibi bel veren ve bükülen gerçeklik filmi - düşman uçaksavar ateşinin çığlık atan cam tipilerinin egemen olduğu soğuk öğlen sokaklarındaki gezegenler arası savaşın yanık metal kokusu.
"Fotoğraf düşüyor - Söz düşüyor - Bütün ulusların partizanlarını kullanın - Hedef Orgazmının Işın Tertibatları - Gothenburg İsveç - Koordinatlar 8 2 7 6 - Stüdyoyu alın - Yönetim Defterlerini alın - Ölüm Cücelerini alın - Kuleler, ateş açın."
Pilot K9 bir kumar makinası pasajının ekranında çete katilinin görüntüsünü yakaladı ve gözünden kaçırmadı - Şimdi herifin arkasındaydı içindeydi oydu - Görüntü tam tanımanın fotoğraf flaşında bozuldu - Ekranda başka bir görüntü - Gözden kaçırma - Yanık metal kokusu kafasında - "Pilot K9, sen koptun - Geri dön - Geri dön -Bütün bu dinini siktiğim bok çukurunun ortaya çıkmasından öncesine geri dön - Derhal üsse geri dön - Müzik ışınına binerek üsse geri dön - O zamanın uçaksavar ateşinden uzak dur - Pan Kavallarına binen bütün pilotlar üsse geri dönün."
Zararı tahmin etmek olanaksızdı - Yönetim Defterleri tahrip olmuş - Düşman personel yok olmuş - Dünyanın kısa dalgasında tam direniş mesajı.
"Tüm ulusların partizanlarını çağırarak - Dil harflerini değiştirin - Söz hatlarını kesin - Turistleri titretin- Kapıları boşaltın - Fotoğraf düşüyor - Gri odayı kırarak girin."
*Yumuşak Makine (Syf:118-119)